Masalı Bozuyoruz

Alkışlanan Masalın Görünmeyen Bedeli

Güçlü kadın hikâyelerini yeniden düşünmek üzerine…

Uzun zamandır kadınlara anlatılan bir hikâye var.
“Güçlü ol.”
“Yet.”
“Her şeyi başar.”
“Yılma.”
“Düşme.”
“Durma.”

Bu hikâye alkışlanıyor.
Ama bedeli genellikle gizleniyor.

Ben yıllarca bu hikâyenin içinde yürüyen kadınlarla karşılaştım.
İşinde başarılı, ailesinde sorumluluk alan, herkes için bir şeyler taşıyan kadınlarla…

Ve şunu fark ettim:
Bu masalın kahramanları çoğu zaman kendini en sona koyuyor.

Güçlü görünmenin bir bedeli var.
Hep yetmenin bir bedeli var.
Hiç durmamanın bir bedeli var.

Ve bu bedel çoğu zaman şurada ödeniyor:
Yorgunlukta,
bedende,
ruhta,
ilişkilerde…


Güçlü Olmak mı, Kendinle Bağlantıda Kalmak mı?

Bize başarı çoğu zaman şöyle anlatıldı:
Daha çok yap.
Daha iyi ol.
Daha dayanıklı ol.

Ama kimse şunu sormadı:
Bu sırada kendinle bağlantın ne durumda?

Bir kadının güçlü olması, kendini yok sayması anlamına gelmemeli.
Başarı, kendinden vazgeçmek demek değil.

Sınır koymak eksiklik değildir.
Bir tercihtir.
Bir farkındalıktır.
Bir olgunluk halidir.


Yeni Hikâye Nerede Başlıyor?

Ben artık başka bir hikâye yazmak istiyorum.

Bu hikâyede kadın:
– Her şeye yetişmek zorunda değil
– Herkesi memnun etmek zorunda değil
– Hep güçlü görünmek zorunda değil

Bu hikâyede kadın:
Kendini duyuyor.
Yorulduğunu fark ediyor.
Durmayı da bir beceri olarak görüyor.

Bu hikâyede başarı:
Kendini kaybetmeden yol almak demek.


Kadınlar İçin Yeni Bir Dil Mümkün

Avrupa’da son yıllarda kadınlara yönelik metinlerde sıkça geçen bir cümle var:
“Success without self-abandonment.”

Yani:
Kendinden vazgeçmeden başarı.

Ben bu cümleyi çok seviyorum.
Çünkü tam olarak şunu anlatıyor:
Yol alabilirsin ama kendini arkada bırakmadan.

Bilimle,
farkındalıkla,
şefkatle…


Sana Bir Soru

Ben bu yazıyı yazarken şunu düşünüyorum:
Bu hikâyeyi birlikte değiştirebilir miyiz?

O yüzden sana sormak istiyorum:
Sen en çok neyi taşımaktan yoruldun?


Yeni bir hikâye yazıyoruz.
Ve bu hikâyede kadın,
alkıştan önce kendini seçiyor.