Bazen Güçlü Olmak, Sadece Dayanmaktır
Bazen Güçlü Olmak, Sadece Dayanmaktır
Bu yazı bir uzman görüşü değil, bir gözlem ve eşlik etme niyetidir.
Dün akşam bir masanın etrafında oturduk.
Kahkahalar vardı.
Müzik vardı.
Ama bir kadının gözlerinde ağır bir yorgunluk da vardı.
Hayat bazen bir gecede değişmez.
Ama bazı dönemler vardır ki,
insanın içindeki zemin kayar.
Ayrılık böyle bir dönemdir.
Dışarıdan bakıldığında bir “karar” gibi görünür.
Ama içeriden bakıldığında…
Bu bir kırılmadır.
Bir kadın hayatının bir dönemini kapatırken sadece bir ilişkiyi değil,
bir hayali,
bir alışkanlığı,
bir “biz” ihtimalini de bırakır.
Ve sonra başlar o görünmeyen yük:
“Ben nerede yanlış yaptım?”
“Biraz daha sabretmeli miydim?”
“Çocuklar ne hissedecek?”
“Tek başıma yapabilir miyim?”
Toplum hızla devreye girer:
“Güçlü ol.”
“Dik dur.”
“Çocukların için toparlan.”
“Hayat devam ediyor.”
Evet, hayat devam ediyor.
Ama insan bazen devam etmek istemez.
Sadece durmak ister.
Güçlü Kadın Masalı
Kadınlara yıllardır bir hikâye anlatılıyor:
“Gerçek kadın yıkılmaz.”
Oysa gerçek kadın yıkılır.
Ağlar.
Şüphe eder.
Gece uyuyamaz.
Sabah aynaya bakmak istemez.
Ve yine de bir şekilde kalkar.
Belki çok güçlü olduğu için değil…
Sorumlulukları olduğu için.
Ya da sadece başka seçeneği olmadığı için.
Güç sandığımız şey çoğu zaman mecburiyettir.
Ama mecbur kalmak başka,
kendini suçlamak bambaşkadır.
Ayrılık bir başarısızlık değildir.
Bir ilişkinin bitmesi, bir insanın değersiz olduğu anlamına gelmez.
Kimliğini Kaybetmeden Ayrılmak Mümkün mü?
En zor olan şey şu:
Bir “eş” kimliğinden çıkarken “kendin” olarak kalabilmek.
Yıllarca “biz” olan cümleler bir anda “ben”e dönüşür.
Ev aynı evdir ama anlamı değişir.
Takvim aynı takvimdir ama zaman ağırlaşır.
Bu süreç bir dağılma değil,
bir yeniden inşa sürecidir.
Ama yeniden inşa aceleyle olmaz.
Yara kapanmadan üzerine boya sürülmez.
En Büyük Cesaret: Kendine Daha Az Sert Olmak
Belki bugün yapabildiğin tek şey yataktan kalkmak.
Belki sadece çocuklarını okula göndermek.
Belki sadece gün içinde ağlamadan bir saat geçirmek.
Bu da bir güçtür.
Kadınların en büyük yanlışı,
kendilerine hâlâ eski standartları uygulamaya devam etmeleridir.
“Eskisi gibi olmalıyım.”
“Toparlanmalıyım.”
“Kimseye belli etmemeliyim.”
Hayır.
Belki şu anda yapman gereken tek şey,
kendine şunu söylemek:
“Bu bir son olabilir.
Ama bu benim sonum değil.”
Bir kadın hayatını yeniden kurarken kahraman olmak zorunda değil.
Sadece kendine biraz daha az sert olmak zorunda.
Ve belki de en büyük devrim,
ayakta kalmak değil,
kendini suçlamayı bırakmaktır.